Bugün İkea (Mapa Mobilya Aksesuar ve Pazarlama A.Ş.) müşteri hizmetleri için görüşmeye gittim.Başvurduğum pozisyon kurumsal satış ve satış takım lideri idi.Gelin görün ki beni müşteri hizmet departmanı için aradılar. Başvurduğum birimi belirtmeme rağmen çağırdılar. Ben de tabi olur diye düşünerek kabul ettim. Neyse efenim gittim bugün Swiss otele. Kalabalıktı ve önceden başlayan farklı görüşmeler devam ediyordu. Görüşmeyi yapacak personellerin üzerinde ikea formaları vardı.Bazıları ikea armalı farklı şeyler giymişti ama aşikar olan hepsinin fazlasıyla spor giymiş olduğu idi. Görüşmeye de gelenler arasında spor giyenler vardı. Bi küçük salonda form doldurduk. Form klasik özgeçmiş formu idi. Kan grubu sormuşlar,eski iş deneyimleri,alınan maaşlar,neden ayrıldığımız falan. Formu doldurduktan sonra biraz bekledik bi yan salona aldılar u şeklinde bir masanın etrafına oturduk. Önümüzde bir kağıt üzerinde bir mağazada karşılaşılacak 5 sorun yazılmış ve bu sorunları kendimizce bir öncelik sıralamasına sokmamız istenmiş. Herkes 5 dk içinde sıraladı. 10 dk da grup tartışması yaptırdılar.Yaklaşık 15 kişi idik. Biri başladı işte 1. sırada şu çünkü şöle falan derken biri daha başladı. Araya girip fikir beyan edeceğim nefes alan yok:) Bir nefes alsalar. Neyse ya sabır diyip fikrimi söyleyim dememe kalmadı görüşmeyi yapanlardan biri ( 3bayan 1 erkek vardı,2bayanda olabilir) arkadaşlar zaman az diğer arkadaşlara da fırsat tanıyalım diye. Ben de güzelce sıraladım görüşlerimi ve uzatmadım ki diğer arkadaşlar da söz alsınlar diye ama belli 2 kişi yine konuşuyor. Bence büyük saygısızlıktı fırsat vermediklerinden diğer arkadaşlar artık zar zor konuya girebildi. Derken çıktık 5 dk sonra tek tek çağırdılar. Görüşme olumsuz:) Bir de elime içecek kuponu verdiler çok lazım gibi. Kendime güvenirim ayrı konu ama neye göre olumlu diyorlar ona bir cevap bulamadım. İkea'ya olan gönül bağımda kopma oldu açıkçası. İkea kariyerimin hiçbişeyi oldu yani. İstediğim bir departman değildi ama mülakat yöntemleri ve verilen süre hiç hoşuma gitmedi. Bugüne bugün girdiğim mülakatların haddi hesabı yok :D Deneyimimi paylaşmak istedim sevgili okurlarım.
Lanet olsun işverenlerin işsizlikten kaynaklı gereksiz kendilerine güvenlerine ve biz işsizleri sömürmelerine...
Sevgiyle ve mutlu kalın diyorum ve ve ve gönlünüzdeki işte çalışmanızı diliyorum.
Kariyer etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kariyer etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Gönderen
Nazmiş Teyze
Gönderen
Nazmiş Teyze
Kadim dostum yüksek kimyager Nazanım ile canımıza tak etti işsizlik ve yaşamış olduğumuz iş tecrübeleri. Bir işsiz olarak işsiz dostuma soruyorum o da cevaplıyor. Kendisi ingilice kimya mezunu, analitik kimya konusunda yüksek lisans yaptı, Tübitak'ın önemli bir projesinde yer aldı,ingilizce öğretmeni,bir köy okulunda fen bilgisi öğretmenliği yaptı, ücretsiz dersler verdi (fizik,kimya,biyoloji,matematik,ingilizce) köy çocuklarına, ithalat elemanı olarak çalıştı,çeviri yaptı.... daha neler neler yaptı . Fırsat verilmediği gibi engel de olunmasa daha neler yapar şüphesiz,değerli bilim insanı dostum.(Bu vasıflarından bahsettiğimin farkında değil bilse izin vermez o kadar da alçak gönüllüdür).
Bu arada yazımın başlığının bir taraf tutmak ya da dalga geçmek gibi bir amacı yoktur. Haydar Baş'ın seçim dönemi sloganıydı çok hoşuma gittiği için yazımın başlığına ekledim.
İşte röportaj serimin üçüncüsü ile sizlerleyim...
Merhaba Nazanım nasılsın?
Merhaba... (gülüyor kıkır kıkır)
Aman bir işsiz nasıl olabilirse öyleyim.
Canım ben biliyorum ama bir kez daha kendinden bahseder misin?
Bugünlerde o kadar çok bahsettim ki artık kendimle ilgili birşey duymak istemiyorum.Ne anlatayım iş için görüşmelere gidiyorum dinliyorlar dinliyorlar gönderiyorlar... Avucumu yalıyorum (yanık kahkahalar)... O kadar dinleyip tanıdığın var mı diyorlar, başta sorsalar beni de yormasalar.
Eğitiminden ve çalışmalarından kısaca bahseder misin? Kısaltabilmen mümkünse tabi :)
Gerçekten çok sıkıldım Türkiye şartlarında bilimin bir önemi olmadığı için ben de bahsetmek istemiyorum...
Görüyorum ki hevesini kırmışlar,mücadeleyi bırakma! İsmet Paşa ne demiş '' Namuslular da en az namussuzlar kadar cesaretli olmalıdır.''. Eksik söylemiş olabilirim.Ne alaka diyebilirsin ama ülkemiz koşulları için tam da uygun söz budur bence.
Ya yorulduysam... İsmet Paşa'nın yaşadığı devir daha iyiydi bu kadar kötü değildi. O zamanki işbirlikçiler şimdi başımızda. Daha kötü durumdayız. Cesareti olanlar da silivri de zaten. Balbay gibi...
Eskiden insanlar duyarlıymış şimdi insanlar koyun.
Ali amca (Nazan'ın babası) araya giriyor ve ''Gençlik boş hepsinin genetiğiyle oynanmış.Gerçekten hep hormonlu gençlik. 70li yılların gençliği şimdiki gençlikten çok çok ileriydi, daha kültürlüydüler.Şimdikilerin tek dertleri elektrik aldım, kontak kurdum, kulağında küpe,burunda boncuk,pantolonun uçkuru açık düşüyor. Şimdiki gençliğin giydiği pantolonu ben badana yaparken giymem. Memleket zam için olsa yürümez yılbaşı için Taksim'de 1,5 milyon insan toplanıyor onlar da birbirini taciz ediyor.'' diyor.
Röportaja Ali amca ile devam etsem daha yerinde olacak sanırım lafı gediğine koyuyor. Röportajım hem düşündürüyor hem güldürüyor.
Nazan Ali amca çok yerinde konuştu senin söyleyeceklerin var mı bunun üstüne?
Babama kesinlikle katılıyorum. Eklemek istediğim şu artık burda yaşamak istemiyorum. Fırsatını bulsam yurtdışına gideceğim. Ülkem bana geleceğimi vermiyorsa, bana bu kadar bunalımı yaşatıyorsa insan gibi muamele göreceğim yere gitmek istiyorum. Beyin göçünü daha iyi anlıyorum kalıp da mücadele etmenin bir anlamı yok çünkü fırsat vermiyorlar.
Ben yine de ümitsizliğe kapılmamak gerek diyorum her ne olursa olsun...
Polyannacılık bitti. Yaşananlara bak...
Polyannacılık değil ama pes etmemek gerek, meydanı boş bırakmamak, birilerine fırsat vermemek gerek diyorum.
O zaman bana tutunabileceğim bir dal gösterebiliyor musun? Hayır. Bir yere tutunmak lazım. Çok mücadele ettim sen de biliyorsun.
Nazanım çok teşekkür ediyorum. Umarım tutunacak bir dalımız olur, birileri feryadımızı duyar. Senin gibi değerler gerçekten de kolay yetişmiyor. Umutlarını, umutlarımızı çalanlar yakalanırlar umarım...
Ben teşekkür ediyorum....(şuan o kadar umutsuzluğa kapılmış ki umarım biran önce Nazan ve nazan gibi bilim için mücadele verenlere gereken önem verilir. En azından zor olan işlerini daha da zorlaştırmazlar.)
Bizim hala umudumuz var.....
BİTTİ
Bu arada yazımın başlığının bir taraf tutmak ya da dalga geçmek gibi bir amacı yoktur. Haydar Baş'ın seçim dönemi sloganıydı çok hoşuma gittiği için yazımın başlığına ekledim.
İşte röportaj serimin üçüncüsü ile sizlerleyim...
Merhaba Nazanım nasılsın?
Merhaba... (gülüyor kıkır kıkır)
Aman bir işsiz nasıl olabilirse öyleyim.
Canım ben biliyorum ama bir kez daha kendinden bahseder misin?
Bugünlerde o kadar çok bahsettim ki artık kendimle ilgili birşey duymak istemiyorum.Ne anlatayım iş için görüşmelere gidiyorum dinliyorlar dinliyorlar gönderiyorlar... Avucumu yalıyorum (yanık kahkahalar)... O kadar dinleyip tanıdığın var mı diyorlar, başta sorsalar beni de yormasalar.
Eğitiminden ve çalışmalarından kısaca bahseder misin? Kısaltabilmen mümkünse tabi :)
Gerçekten çok sıkıldım Türkiye şartlarında bilimin bir önemi olmadığı için ben de bahsetmek istemiyorum...
Görüyorum ki hevesini kırmışlar,mücadeleyi bırakma! İsmet Paşa ne demiş '' Namuslular da en az namussuzlar kadar cesaretli olmalıdır.''. Eksik söylemiş olabilirim.Ne alaka diyebilirsin ama ülkemiz koşulları için tam da uygun söz budur bence.
Ya yorulduysam... İsmet Paşa'nın yaşadığı devir daha iyiydi bu kadar kötü değildi. O zamanki işbirlikçiler şimdi başımızda. Daha kötü durumdayız. Cesareti olanlar da silivri de zaten. Balbay gibi...
Eskiden insanlar duyarlıymış şimdi insanlar koyun.
Ali amca (Nazan'ın babası) araya giriyor ve ''Gençlik boş hepsinin genetiğiyle oynanmış.Gerçekten hep hormonlu gençlik. 70li yılların gençliği şimdiki gençlikten çok çok ileriydi, daha kültürlüydüler.Şimdikilerin tek dertleri elektrik aldım, kontak kurdum, kulağında küpe,burunda boncuk,pantolonun uçkuru açık düşüyor. Şimdiki gençliğin giydiği pantolonu ben badana yaparken giymem. Memleket zam için olsa yürümez yılbaşı için Taksim'de 1,5 milyon insan toplanıyor onlar da birbirini taciz ediyor.'' diyor.
Röportaja Ali amca ile devam etsem daha yerinde olacak sanırım lafı gediğine koyuyor. Röportajım hem düşündürüyor hem güldürüyor.
Nazan Ali amca çok yerinde konuştu senin söyleyeceklerin var mı bunun üstüne?
Babama kesinlikle katılıyorum. Eklemek istediğim şu artık burda yaşamak istemiyorum. Fırsatını bulsam yurtdışına gideceğim. Ülkem bana geleceğimi vermiyorsa, bana bu kadar bunalımı yaşatıyorsa insan gibi muamele göreceğim yere gitmek istiyorum. Beyin göçünü daha iyi anlıyorum kalıp da mücadele etmenin bir anlamı yok çünkü fırsat vermiyorlar.
Ben yine de ümitsizliğe kapılmamak gerek diyorum her ne olursa olsun...
Polyannacılık bitti. Yaşananlara bak...
Polyannacılık değil ama pes etmemek gerek, meydanı boş bırakmamak, birilerine fırsat vermemek gerek diyorum.
O zaman bana tutunabileceğim bir dal gösterebiliyor musun? Hayır. Bir yere tutunmak lazım. Çok mücadele ettim sen de biliyorsun.
Nazanım çok teşekkür ediyorum. Umarım tutunacak bir dalımız olur, birileri feryadımızı duyar. Senin gibi değerler gerçekten de kolay yetişmiyor. Umutlarını, umutlarımızı çalanlar yakalanırlar umarım...
Ben teşekkür ediyorum....(şuan o kadar umutsuzluğa kapılmış ki umarım biran önce Nazan ve nazan gibi bilim için mücadele verenlere gereken önem verilir. En azından zor olan işlerini daha da zorlaştırmazlar.)
Bizim hala umudumuz var.....
BİTTİ
Category:
Aş,
GDO'lu gençlik,
Haydar Baş,
Hormonlu Gençlik,
İş Aş Haydar Baş,
İşsizlik,
Kariyer,
Kimyager,
Nalet,
Röportaj,
Taksim,
Taksim'de Yılbaşı,
Tübitak
0
yorum

